SONBAHAR’IN DİĞER YÜZÜ
Herkes sonbaharı
bir şeylerin bitişi sanır.
Sararan yapraklarda vedalar,
yağmurda biraz hüzün arar.
Oysa sonbahar,
aşkın en sessiz mevsimidir.
Yağmur başladığında
insanlar birbirine yaklaşır;
aynı şemsiyenin altında
iki kalp,
kalabalıktan uzaklaşır.
Pencerede yağmur,
içeride sıcak bir sessizlik.
Bir battaniye, eski bir film,
kahvenin ince buğusu,
fırından yeni çıkmış kurabiyelerin kokusu…
Bir kitap açık kalır dizlerde,
uzaktan klasik bir müzik duyulur.
Yağmur cama usulca vurur,
gece kendi sesine bürünür.
Ve zaman,
uzun süredir ilk kez
acele etmez.
İnsan böyle akşamlarda anlar;
mutluluk bazen
büyük şeyler istemez.
Bir fincan kahve,
birkaç sayfa kitap,
yanında sevdiğin biri…
Bazen bütün dünya
bu kadar sade olabilir.
Belki yapraklar
bir son için düşmüyordur.
Belki bahara yer açıyor,
sessizce toprağa karışıyordur.
Belki her veda,
içinde bir başlangıç taşır.
Ve bazı şeyler,
tam bitti sandığımız yerde
yeniden başlar.
Sonbahar biraz da budur:
Yağmurun altında yan yana yürümek,
aynı sessizliği paylaşmak,
hiç konuşmadan anlaşmak.
Dışarıda serin bir akşam,
içeride sıcacık bir dünya.
Ve insan bilir;
her düşen yaprak
bir veda değildir.
Bazıları yalnızca
bahara bırakılmış
sessiz bir sözdür.