KASVETİN SİMYASI
Kurşunî kapak gibi kapanınca gökyüzü, Sislerin katlarında boğulur kara şehir. Damarıma sızarken sessiz ve soğuk zehir, Karanlık bir okyanus yutuyor kör gündüzü. Loş odamın içinde […]
Kurşunî kapak gibi kapanınca gökyüzü, Sislerin katlarında boğulur kara şehir. Damarıma sızarken sessiz ve soğuk zehir, Karanlık bir okyanus yutuyor kör gündüzü. Loş odamın içinde […]
Gökyüzü karanlığını salmış insana, Sevgi değil, nefret akıyor alınlarında. Kalıcı olmadığı bu dünyada, Kendine yuva yapmış aldanmakta. Sordum: “Nedendir bu hâlin?” Pek temiz zannediyor kendini […]
Gecenin alnına çakılmış bir çivi gibi, Sokaklar uzanır içimde bitmeyen yara. Ay, sürgün bir mahkûmun gölgesi, Duvarlara yaslanır titreyen karanlığa. Ben kendini yollara emanet […]
Çok bağırdım, bir kuş duydu sesimi; Göğün rengi altına girdi süzülüp önce. Sonra beni görünce omzumun üstüne kondu, Kanadıyla dokundu verirken nefesimi. Son tren […]
Bir akşam usul usul söndü içimde zaman, Kül oldu hayallerim, sustu koca bir cihan. Sensiz geçen her nefes ömrüme feda-yı can, Bir ömrü iki söze […]
Kırılan kemiklerin sesini duyuyorsun, evet, Dünya üzerine doğru yıkılıyor, bunu da gördüm. Ama dur. Cebinde birikmiş o son kibrit çöpünü atmadan önce dur. Umut, öyle […]
Kapanı kuran iki geyiktiniz siz: Boynuzlarınızda hayatın sırrı gizliydi. İkiniz de biliyordunuz geldiğiniz yeri, Bazaltla örülü bir mağarada Aynı çarkın dönüşünü izlerdiniz. Gök kılıf değiştirince […]
Sözlerin tesiri, yürekte bir bıçak izi gibi kalırmış. En derin, en körpe yere atılırmış çizik. Geçince söz o yaradan, unutulurmuş hisler; Kalmazmış aşktan kuleler, bahardan […]
yağmur, bir eski mektubun kenarına düşüyor şimdi, mürekkebi dağılan cümleler gibi benim de içim kararıyor. pencere buğulu, dışarıda bir serçe, kanatlarında unutulmuş bir vedanın […]