YARINA KALAN SENFONİ
YARINA KALAN SENFONİ
Sabahtan beri dır dır başımın etini yedi. Yataktan kalkıp akşama kadar annesini, kardeşini, teyzesini, yengesini, halasını tek tek arar mı bir insan? Beş vakit konuşacak ne buluyorsun, mübarek kadın? Dedikodu turnesine çıkmış, tövbeler olsun.
Emekli olunca kafa dinlerim derdim. Ama Allah’a büyük konuştum. Bildim ben. Yıllarca tır şoförlüğü yaptım. Yollarda Ferdi Tayfur, Müslüm Baba dinlemekten içim şişti.
“Eve dönünce klasik müzik dinleyeceğim, bak görürsün Perihan.”
Demez olaydım ya. Allah’ın gücüne mi gitti, yoksa Ferdi Baba’nın mı, bilemedim ama benim kulaklar hanım sesinden başka sese duyarsız hâle geldi.
Ah! Perihan. Ah!
Zayi ettin emekliliğimi. Heba oldu en güzel günlerim.
Yahu! Belli yaşa gelen kadınların kocasını çocuğu gibi görüyor olması bir bana mı has? Allah’ım, hangi günahın bedeli bu?
“Şuraya gel Nuri!”
“Hadi pazara git gel Nuri!”
“Banyonun fayansları eskimiş, onu bir ara elden çıkaralım Nuri!”
“Hafta sonu çocuklar gelecek. Bak! Ses etme, ilişme torunlara.”
“Yaz geldi, hadi sos yapılacak. Kasa kasa eve domates taşı Nuri!”
Kardeşim, ben yokken nasıl oluyordu bu işler? Tamam, eyvallah. İnsan hanımına yardım etmeli. Lakin emrivaki girdi mi işin içine, bana bir geliyorlar. Dağdaki keçiler halt etmiş, inadımın yanında.
“Karga gibi başımda bekleyip durma, Nuri! Ne oldu gene? Ne var? Ne diyeceksin?”
“Ya kadın! Hele bir destur çek. Saniye başına üç kelime ettin. Şu gömleğin düğmesini dikiversen canım. Müsait misin?”
Yaa, Nuri Efendi! Adamı böyle dize getirirler işte. Hele ki bir rica etme de, göreyim seni.
“Allah Allah! Nasıl da nasır tutmuş adamcağızın parmakları. Bak ya. Ben 9. Senfoni’yi buluverecektim. Oldu mu şimdi? İş çıkardı başıma. Hem bu yaşta klasik müzik sevdası düştü birden. Nemize gerek ya? He canım? Annen de Beethoven dinlerdi. Baban operadan gelmezdi. He anam!”
Kız, başka bildiğim mi var? Ondan bundan duyduğum işte. Ben ne anlarım? Nuri de anlamaz ya. Sanki yemin etmiş haspam da illa bir kere olsun dinleyeceğim diye tutturdu. Neyse, aman Ya Rabbi!
“Nuri!”
“İğne iplik getirsen de canım, diksem düğmeyi. Hani onlarsız kuş konduramam.”
Vah anam! Cidden adamcağızın ellerinde yaralar artmış ya. Ben kaç gündür nasıl fark edememişim? Ah Perihan! İnsan yanı başındakine kör olmaya görsün. Böyle burnunun ucundakini göremez işte.
Neyse, şunu dikip bir çaresine bakalım.
“Nuriciğim!”
“Hayatım!”
“Hadi, kalk! Doktora gidelim. Olmaz böyle. O ellerin çok kötü olmuş. Bir krem falan yazar, ne bileyim, ilacı vardır bir şeyler. Hadi canım!”
Kaldı yine senin şu yeni icat müziğin. Artık gelince dinlersin. Arabada da açarız bir türkü. He canım, ne dersin?
“Bazen çok konuşuyor ama seviyorum bu kadını ya hu!”
Diktin mi gömleği? Önce onu de hele?
Ya hu, ne gariban adamım. Yine yarına kaldı benim senfonim.
Özlem YILDIRIM