2 Ekim 2026

YAZIYORUM… ÇÜNKÜ İÇİMDE KALANLAR VAR

ile Büşra Akel

Bazen insan zihninden ve yüreğinden geçenleri aktarmak ister ama dudaklarından tek bir söz dahi dökülmez. Ne söylenirse söylensin hep bir şeyler eksik kalacak, bir şeyler yanlış anlaşılacakmış gibi bir duygu kaplar içini. Birikmiş cümleler boğazda düğümlenir de dışarı çıkmaya bir türlü yol bulamaz.

Tam da böyle zamanlarda sığınıyorum en yakın dostuma; kalemime ve boş bir kâğıda… Zihnimin kıvrımlarında biriken hislerim, kalemimin ucundan sayfalara dökülüyor birer birer. Kelimeler kâğıtla buluştukça ruhumdaki o ağır yük hafiflemeye başlıyor.

Büyük laflar etmek ya da iddialı edebiyat yapmak gibi bir amacım yok aslında. Bütün derdim; içimde dolup taşanları biraz olsun rahata kavuşturmak, kendime bir nefes alanı açabilmek. İşte bu yüzden sığınıyorum satırların güvenli limanına.

Bazen tek bir cümle yazıyorum ve saatlerce o cümlenin karşısında oturuyorum. Yazdığım o birkaç kelimeye bakıp şaşırıyorum; çünkü günlerdir, belki de haftalardır içimde taşıdığım ama kimseye anlatamadığım tüm duyguları o tek cümleye sığdırdığımı fark ediyorum.

Kimi zaman bir kırgınlığı anlatıyorum, kimi zaman kimseye söyleyemediğim bir özlemi… Bazen geçmişten kalan küçücük bir an çıkıyor karşıma. Bir sokak, bir koku, duyduğum eski bir şarkı ya da hiç beklemediğim bir hatıra… Ben yazdıkça hepsi birer birer kendine yer buluyor. Sanki zihnimin dağınık odalarını toparlıyor, uzun zamandır açmadığım çekmeceleri yeniden düzenliyorum.

Üstelik yazarken kimse beni bölmüyor. Kimse “Bunu neden böyle hissediyorsun?” diye sormuyor. Kimse cümlelerimin arasından kendine göre bir anlam çıkarmaya çalışmıyor. Kâğıt sadece dinliyor. Belki de yazmayı bu kadar kıymetli yapan şeylerden biri de bu… İnsan bazen cevap değil, yalnızca anlaşılmadan dinlenmek istiyor.

Bazen de ne yazacağımı bilmeden başlıyorum. Kalem elimde, sayfa önümde öylece duruyor. İlk cümleyi bulmakta zorlanıyorum. Sonra bir kelime çıkıyor ortaya, ardından başka bir kelime… Derken fark etmeden içimdeki kapılar aralanıyor. Başta anlatmak istemediğim şeyleri bile yazarken kendimi buluyorum. Meğer insanın söyleyemedikleri, yazmaya başladığında kendine bir yol bulabiliyormuş.

Belki de bu yüzden yazmak benim için yalnızca kelimeleri yan yana getirmek değil. Bazen kendime dönmek, bazen kendimi anlamak, bazen de içimde susturduğum bir tarafı yeniden duymak demek.

İşte bu yüzden yazmak, benim için sadece bir eylem değil; sessizliğe verdiğim en anlamlı cevaptır. Anlatamadıklarımı kâğıda teslim ettikçe kendimi buluyor, sustukça büyüyen o iç sesimle yeniden barışıyorum.

Ve biliyorum ki bazı cümleler başkalarına ulaşmasa bile insanın kendi kalbine ulaşabiliyor. Belki yazdıklarım kimsenin hayatını değiştirmeyecek. Belki bir gün yazdığım sayfalar bir çekmecede unutulup kalacak. Ama ben biliyorum ki o satırlar yazıldığı anda bana iyi gelecek.

Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan tek şey, içindekileri saklamadan söyleyebileceği bir yer bulmaktır.

Ben o yeri kâğıtta buluyorum.

Yazıyorum…

Çünkü içimde kalanlar var.