16 Temmuz 2026

KALDIRIMLARIN GÖLGESİNDE

ile Bilal Kutal

Gecenin alnına çakılmış bir çivi gibi,

Sokaklar uzanır içimde bitmeyen yara.

Ay, sürgün bir mahkûmun gölgesi,

Duvarlara yaslanır titreyen karanlığa.

 

Ben kendini yollara emanet etmiş bir sesim,

Adımlarım taşlara mühür gibi vurulur.

Her köşe başında biraz daha eksilir nefesim,

Şehir içimde yavaşça büyüyen bir uçurum olur.

 

Bir eski saat gibi kalbim tik tak ederken,

Zaman paslı bir bıçak gibi beni bölüyor.

Karanlık omuzlarıma ağır ağır inerken,

İçimde kim varsa sessizce çözülüyor.

 

Ey kaldırımlar, siz en sadık tanıklarımsınız,

Ne unutursunuz ne de inkâr edersiniz.

Benimle yürüyen bütün yanık hatıralarım,

Taş yüreğinize sığınıp sessizce bekler.

 

Bir kadın silueti geçer cam kırığı gibi.

Bakışları değince dünya bir an eğilir.

Onu izleyen rüzgâr bile yorulur,

Bir adım gerisinde sessizce yenilir.

 

Ulaşmak isterim ama mesafe bir cellât olur.

Her adımda biraz daha uzaklaşır hayal.

O bir ışık olur, ben kararan bir yolculuk.

O gider, içimde büyür cevapsız bir sual.

 

Sokaklar… Sizde kaybolan kaç insan kaldı?

Kaçı kendini buldu, kaçı hiç dönemedi?

Ben de onlardan biri; adı yarım bir yolda,

Bir gölge gibi yaşar, hiçbir yere varamadı.

 

Ve bilirim, sonunda bu yol da kapanacak.

Taş bir kapı ardında susacak bütün sesler.

Ama içimde yürüyen o çocuk kalacak;

Kaldırımların dilinde ağlayan nefesler.