HERMESİN VEDASI
“Yorgun bir bedene değil de bazen yorgun bir ruha sahip olurmuş insan. Hatta çoğunlukla yorgun bir ruha. Ne kadar uyuduğu önemli olmaz artık. Tek önemli olan o yorgunluktan vazgeçmek isteyip istemediğidir. Düşünsenize; hayatınızda kaç kez yorgun ruhunuzdan gerçek anlamda vazgeçmek istediniz? İnsanların çoğu istemez aslında hatta daha da yorulmak ister. Çünkü yorgunken düşünebilir insan. Özgür hisseder kendini. Bazen insanların seslerinden bazende etraftaki seslerden dolayı düşünemez insan. Ama yalnız ve yorgun olduğunda. İşte o zaman düşünebilir. Acı verir bu. Bazende zevk verir. Hatta bu acıdan bile zevk duyanlar var. Benim gibi insanlar. Ama artık istemiyorum. Artık ne acı çekmek ne de bu acıdan zevk almak istemiyorum. Her zaman teslimiyetçi insanları kıskanmışımdır. Çünkü ben sürekli sorgularım. Bu yüzden ruhum ben istesem de iyileşemez. Çünkü yorgunluğa alışmış. Çünkü ben alışmışım. Her yangına bir kova suyla gitmeye. Yıkılanı kaldırmaya. Susan insanları dinlemeye. Bir kedi gördüğümde mama almaya. Yerdeki çöpleri toplamaya. Alışmışım. Yapmayınca bencil olur insan. Bu yüzden insanlardan nefret ediyorum. Beni bıraktığı günden beri zaten insanlığa olan umudumu yitirmiştim. Benim hakkımda tek bir kelime bile etmemiştir bugün. Eminim buna. Ama ben onu her gece rüyamda bir yerde görüyorum. En zoru da bu aslında. Sınıfa girdiğinde her sağına baktığında onu görmek. Severken nefret etmek. Konu çok dağıldı pardon. Konumuz neydi. Heh aslında hiç bahsetmemiştim. Bu benim son kez yazı yazışım aslında. İntihar mektubu derler insanlar buna ama bence çok korkutucu bir isim. Daha çok bir veda. Çoğu okurla aynı yerde olacağız aslında. Cehennemin en ateşli kazanında. Kendimi iyi biri olarak görmeye çalıştım hep. Ama kabul bencildim. Bazenleri sadece benim hakkımda konuşalım isterdim. Ama olmadı. Ona fazla geldi. Olsun giderken arkasından fazla konuşmayalım. Malum insanın her zaman bir şekilde haberi olur. Nasıl oluyorsa. Neyse yine çok dağıldı konu. Heh ne diyordum. Veda ederken buradan Celimine’a tekrardan merhaba. Umarım ben bu satırları son kez yazarken ve sen de bunları okurken en azından beni anlayacak kadar acı çekersin. Sevgili annem Amaraya, babam Agustusa ve abim Austere son kez bir şey söylemek istiyorum. Beni anlamadığınız için size kızgınım. Ama siz bunu okurken pek bir anlamı olmayacak. Çünkü çoktan tabure düşmüş olucak. Umarım benim acımı da biraz anlamaya gayret edersiniz. Bu sefer de ne derdin vardı demezsiniz. Sizleri çok seviyorum. Celimineye hala aşığım. Ve bundan pişman değilim. Ben önceden gidiyorum. Sayonara”
Hermes son yazılarında bunları söyledi bize. Aslında odasındaki masanın üstünde kırık gözlüğünün camları arasında Hermesin kanıyla boyanmış ve bazı kısımları silik çıkmıştı ama biz size bunları iletebildik. Bu bir yardım çığlığının cevapsız kalmasının neler yaratabileceğini bize rahatlıkla gösterdi. Hermes etrafına zarar vermek istemezdi. Sadece onu anlayan gerçekten anlamak isteyen kimse yoktu. Herkes tarafından sevilirdi ama kimse söylemez veya eylemlerinde bunu belli etmezdi. Bu yüzden kendini yalnız ve karamsar sanardı. Yazdığı daha nice hikayeler vardı. Ama onlardan önce bunları göstermek daha uygun olur diye düşündüm. Umarım bir gün hikayelerini getiririm de okursunuz. En azından bir kez dahi olsa onu anlarsınız.
Sevgilerimle
-TEGAN
Muhteşem bayıldım devamını dört gözle bekliyorum
Mükemmel olmuş tebriklerrr daha nice güzel yazılar yazarsın inşallahhh
adaakkaya13@gmail.com