YARIM KALAN BAĞLAR
Bazı insanlar birbirlerine aittir; kavuşamasalar bile. Zaman onların arasında duvarlar örer; mesafeler uzar, yollar ayrılır, kelimeler eksilir. Ama yine de içlerinde bir yer hep aynı cümleyi tekrar eder. “O, benim hikayemin yarım kalmış yeridir.” Çünkü bazı bağlar gözle görülmez, elle tutulmaz sadece hissedilir ve en çok da yokluğuyla kendini hatırlatır.
Kavuşmak her zaman bir son değildir. Bazen en derin bağlar, hiç gerçekleşmeyen karşılaşmalarda saklıdır. Bir bakışın yarım kalışı, bir cümlenin söylenememesi, bir vedanın eksik kalması…
Hepsi insanın içinde sessiz bir yer açar. Orada zaman durur; ama hisler büyür. İnsan en çok ulaşamadığı şeye ait hisseder kendini. Çünkü ulaşmak her şeyi somutlaştırır; oysa uzaklık, hayali besler. Bu yüzden bazı insanlar, birbirlerine dokunamasalar bile kalplerinde yan yana yürürler. Aynı yolda değil, aynı hissin içinde…
Ve gün gelir, herkes kendi yolunda devam eder. Bazı isimler silinmez, bazı yüzler unutulmaz. Sadece hatırlanmazlar; yaşanır gibi hatırlanırlar. Bir şarkının içinde, bir sokak köşesinde, bir anın sessizliğinde yeniden belirirler. Aitlik, her zaman yan yana olmak değildir. Bazen sadece bir ömrün içinde iz bırakabilmektir. Belki de asıl kırılma tam da burada başlar. Söylenmemiş sözler, yaşanmamış ihtimallerin içinde büyür. “Olsaydı”lar “belki” lere karışır ve insan kendi içinde bitmeyen bir hikayenin sayfalarını çevirmeye devam eder. Zaman ilerledikçe hatıralar netleşmez; tam tersine silikleşir. Ama daha da değerli hale gelir. Net olan şeyler zamanla sıradanlaşır; ama yarım kalanlar hep özel kalır. Bir yüzü tam hatırlayamazsın belki, ama hissettirdiklerini unutamazsın. Bazen bir insanı sevmek, onunla olmayı değil onunla olmamayı da kabullenmektir. Bu kabulleniş, içten sessiz bir olgunluk yaratır. Kimse bilmez, kimse anlamaz. Dışarıdan bakıldığında her şey normaldir; ama içten bir yer hep eksiktir.
İşte o eksiklik, zamanla insanın karakterine karışır. Bir susuş olur sesinde, bir duraksama olur bakışlarında. Kimse fark etmese de o insan artık biraz da “yarım kalmış hikâyenin devamıdır.” Bazı insanlar bu yüzden asla tam anlamıyla gitmez. Ne hayatından çıkarlar ne de tamamen kalırlar. Sadece arada bir yerlerde dururlar; ne geçmiş olurlar ne de gelecek. İnsan, en çok böyle varlıklara ait hisseder kendini: dokunamadıklarına, ulaşamadıklarına ama en derininde yaşattıklarına… Sonunda geriye tek bir gerçek kalır. Her kavuşma mümkün değildir; ama her aitlik görünmek zorunda da değildir. Bazı bağlar sadece hissedilmek için vardır. Hissedilen hiçbir şey mesafe ile gerçekten bitmez.