AH KEŞKE
İçimde tarif edemediğim bir burukluk var. Hani herkese bazen gelir ya bu hisler, hiçbir şey yanlış değil sanırız ama içimiz sıkılır. Elimize kalem alamaz, kahvemizin […]
İçimde tarif edemediğim bir burukluk var. Hani herkese bazen gelir ya bu hisler, hiçbir şey yanlış değil sanırız ama içimiz sıkılır. Elimize kalem alamaz, kahvemizin […]
Yine, yine döndüm başa. İçimdeki çocuğun tuzlu gözyaşı kokan yastığına… Yine, yine döndüm soğuk ve puslu, penceresiz sarayıma. Artık gönlümü ısıtan ne sitem var ne […]
Ağustos ayı… Gittikçe soğuyan akşam meltemleri ile yazın bitişinin müjdecisi. Sonbaharın kuru yaprakları ile dolacak sayfalara bırakılan son bir güneş ışığı sanki. Kışın acımasız ve […]
Bak şafak söküyor yine, gönlüm uyanmaz. Isıtmazken en sıcak yârin nefesi, nasıl ısıtır zemherinin şu cılız güneşi ?.. Nasıl yaşanır şu koyu göklerin altında, bulutlara […]
Rüzgar esiyor, yalnız ve mağrur kumlu tepelerin üzerinden. Tenimi okşuyor kum taneleri, sanki yalnızlığıma derman olur gibi… Gözlerim karanlığın boğduğu gökte yıldızını arıyor divane. Uzak […]
“Bazen kendimi yetişkin taklidi yapan bir çocuk gibi hissediyorum…” Evet, bu yazıyı yazma sebebim de tam olarak sabaha karşı okumuş olduğum bu söz oldu. Geçmişte […]
Güneş batıyor eski taştan evlerin ardından. Günün utangaç ışıkları kaçıyor çöken karanlığın gazabından. Sokakta iki çocuk top oynuyor. Sanki umudun son kalesiymiş gibi ufak gözlerine […]
Bilmem hangi cinin karanlığı soldurdu masamdaki lambanın titrek ışığını… Buz gibi şimdi; oysa bir zamanlar mağrur çöllerin kumlarından daha kızgındı aşklarımın viran illeri. Hangisinin hortlağı […]
Küçükken ikiz bardakları kırınca üzülüyordum. Sanki iki sevgiliyi ayırmış, sanki bir anneyi çocuğundan alıkoymuş gibi bir burukluk doluyordu içime… Küçüktüm, hissetmeyi biliyordum; hayaller kurup birbirine […]