28 Temmuz 2026

UMUDUN SESSİZ ÇIĞLIĞI

ile Muhammed Enes Çam

Güneş batıyor eski taştan evlerin ardından. Günün utangaç ışıkları kaçıyor çöken karanlığın gazabından.

Sokakta iki çocuk top oynuyor. Sanki umudun son kalesiymiş gibi ufak gözlerine günün son ışıklarını hapsetmişler. Tanımadıkları bu yerde tanımadıkları onca insana hayret etmeden, çekinmeden oyun oynuyorlar. Acaba kendi evimize dönebilecek miyiz, acaba zamanın soğuk ve pullu teni daha ne gibi korkulara mahkum edecek bizi demeden… Kısacası hiçbir acabanın korkusu olmadan umut ile dolu kalpleri, tozlu elleri ve en tatlı tebessümler ile kısılan gözleriyle tatlı bir musikiyi fısıldıyorlar duymasını bilene.

Alçısı dökülen mazlum evler ile dolu mahallenin ortasında; etten, kemikten benliklerinde sanki ademoğlunun günahlarının yükünü taşıyorlar sessizce. Her bir bombaya karşı daha içten bir gülümseme yayılıyor gül kokulu sinelerinden, her düşen mermiye inat toprağa bir çiçek süzülüyor tozlu ellerinden. Ademoğlunun yıldızının bir türlü barışamadığı şu cihânda tüm karanlıklara inat bir ışık çıkıyor gözlerinden. En câni orduların bile susturamayacağı umudun o sessiz çığlığı duyuluyor kahkahalarından.

Biz fanilerin ölüm ve azap ile doldurduğu şu cihâna, bir hayat pınarı akıyor çiziklerle dolu ufak ellerinden. Sanki bize bizden daha yakın olanın kelâmını hatırlatır gibi…