29 Ekim 2026

BİRİKMİŞ ANLAR

ile Reyhan

Elindeki divit kalem eskimişse de yazmakta ısrarcıydı. Parşömen sarısı rengindeki defterinde kaldığı yeri açtı. Yavaşça yazmaya başladı:

“Sevgili günlük, bugünlerde herkesin yüzü gülüyor. Buna seviniyorum. Ama ben gülemiyorum herkes kadar. İçimde durmak bilmeyen bir sızıdan şikayetçiyim. Yolunda gitmeyen şeylerin toplamıyla canımı sıkıyorum. Bu da çok uzun sürmeyecek ama. Yaşamın doğal döngüsü diye de geçiştirmeye özen göstermek gerek belki de. Ayşen abla ile Salih abi evlilik hazırlıklarını tamamladı. Bir mani kalmadı. Çocuklar yeniden okula başlamanın heyecanı ile oyalanıyorlar. Annem de misafir odasını baştan aşağı yeniledi. Birkaç gün ev temizliği ile uğraşıldı. Sıradan şeyler işte. Kimse nasıl olduğumu sormuyor hatta görmüyorlar beni. Bu çok önemli mi bilmiyorum ama önemsenmek iyi gelirdi insana. Biraz olsun görülmek güzel hissettirirdi. Nereden mi biliyorum? Bilmem, biliyorum işte. Küçük Yusuf’la ilgileniyorduk zaman zaman. Okula yeni başlamıştı. Okuma yazmayı daha öncesinde söktü ama. Pek akıllı bir bıdıktır Yusuf. Arada bir yanıma gelir yalnızlığımı böler dururdu. Bana bazı bazı öyküler okur, anlamadığı şeyleri sormaktan çekinmezdi. Büyümüş de küçülmüş bir edaya hakimdi Yusuf. Kardeşim Harun da arada sırada hınzırlıklar yapardı. Azar işitse de devam eder dururdu yaramazlığa. Ben de bir şekilde ilerliyorum işte.”

Kalemi bıraktı elinden. Yazacak şeyler birikse bile cesaretini toplayamıyordu. İnsanın yazdıklarını görmesi bazen hoşnut duygular barındırmazdı.

Bir an cesaretini göstermek istedi kendi kendine ve yeniden aldı kalemi eline.

“Dedem göçtü göçeli üç yıl oldu. Evi o gideli çok değişti. Soluğu, beti benzi attı duvarların. Saati eskisi gibi ötmez oldu. Balkonda bir kaç çeşit çiçek, biraz da soğan ekerdi. O çiçeklerin şimdi boynu bükük. Hafif karanlık çöktü. Sesi kısıldı evin. Biraz da yalnızlaştı sanki emektar. Herşey onunla beraber soldu gitti ama alıştı herkes. Sonsuz seferdir bu gidiş. Bir daha sormadı kimseler. Adı da anılmadı zaten. Nasıl olduysa hâlâ daha unutamam ben. Yutkunmak fena zorlaşırdı ilk zamanlar içimde. Rüyalarımda beni karşılamasını anımsıyorum. Uyandığım vakit ağlamaklı olurdum. Son zamanlarda gülümsüyor, onu görebildiğime seviniyorum. Ona ait tek bir iz kalmadı buralarda: Ne bir kelime ne de bir kağıt.”

Evet sevgili günlük, bir nevi şahit oldun içimdekilere. Yaşamak ve devam etmek herkesin bildiği.

Kalemi elinden tümüyle bıraktı. Odanın açık penceresinden başını uzattığı gibi temiz havayı içine çekti.