YAŞAMAK
Bazı yorgunluklar geçmiyor Allahım. Çok uğraştım ama geçsin diye çabalayacak takatim de yok artık. Senden gelene amenna deyip önüme bakıyorum. Ama biliyorsun Allah’ım, zorlanıyorum. İçimde tenha bir yer var, yalnız sana ayan. Bazen girmeye korkuyorum bazen gidip dibine çöküyorum. Gözlerim doluyor, eyvallah diyorum. Buna da eyvallah…
Sahi sen biliyorsun Allahım. En çok da bu iyi geliyor. Kendimden sakladıklarımı da bilmediklerimi de görüyorsun. Bir hikmeti var diyorum. Haberli ya da habersiz oluşumun benim için bir hayrı var. Ya senden mahrum olsaydım ya bana sana dayanacak inanç vermeseydin… Ne yapardım, geriye kalana ne diyebilirdim, bilmiyorum.
Yaşama dair hem hevesli hem yorgunum. İkisi birarada taşınıyormuş. Belirsiz bir savaşın içinde de yaşatıyormuş. Evvelden sorsalar yok dediğime, evet olabilir dedirtiyormuş. Büyük lokmalara temkinliyim artık küçüklere minnettar. Ufak hassasiyetlerle yaşamanın huzuru denen bir şey var.
Aczimin ve gücümün farkındayım. Nereye kadar gidebileceğimi nerede kendimi heder edeceğimi öngörüyorum. Bilmek her zaman işe yaramıyor. Üstelik cehaletin mutluluğunu da götürüyor ama yine de halimden memnunum.
Sınırlarımın farkındayım. Her şeyi yaparım eserekliği uçup gitmiş. Bazen çok atıl hissediyorum. Çelik gibi olayım derken keyfi kaçırmışım. Hayatta kalmak için savaşırken hayatı ıskalamışım. Güçlü ve yorgunum şimdilerde, aciz ve durgun, huzurlu ve ongun.
Dostu düşmanı ayırt edebilmeyi, yaraya acıya yer açabilmeyi öğrendim. İyileşmeyi, sevmeyi, güvenmeyi, yeniden ayağa kalkmayı, yolu sevmeyi öğrendim. Tüm ezberlerim altüst olabiliyor yine de. Bazı şeyler eldeki teçhizatla yaşanmıyor. Sıfırdan başlamış gibi yerden yere vura vura içinden geçirtiyor.
Artık sona dair hayallerim ve orayı bilme isteğim epey azaldı. Yolda olmaya çok alıştım. Yol ile çok karıştım. Kolayı zor yapmadan, zora zor diye bakmadan yaşıyorum ama epey yoruldum Allahım.