PEMBE GÖZLÜKLER
Dünya bir sürgün yeri.
Öyle olmasa Hz. Adem (a.s) ceza olarak yeryüzüne gönderilmezdi. Burada imtihan, sabır, acı, özlem, biraz mutluluk ama bolca umut var. Dünya’ya gelme amacımızı unutup, hep bolluk bereket içinde bir yaşam hayal ediyoruz. İstiyoruz ki maddi imkanlarımız yeterli, sağlığımız yerinde, sevdiklerimiz yanımızda olsun. Fakirlik, imkânsızlık, savaş, hastalık, ölüm olmasın. Bu istekler fazla değil, yerli yerinde istekler. Kaçırdığımız nokta ise şu: Biz bunlar için dünyaya gelmedik!
İnancımız üzere biliyoruz ki her ruh Dünya’ya gelmek için sırada bekliyor. İnsanoğlu ebedi hayata gitmeden önce çetin bir sınavdan geçmeli. Kötüyü bilmeli ki, daha iyi bir yere gitmek için çabalasın.
Daha kötüsüne gitmekten korksun. Dünya cennet ve cehennemin minyatür hali; hem fiziki açıdan hem duygusal açıdan.
Okulda bir ödül aldığında, sevdiğin insanla hayatını birleştirdiğinde, evladını kucağına aldığında, bu dünyada cenneti tadarsın.
Sevdiğin birini kaybettiğinde, evladından kötülük gördüğünde, fiziksel veya psikolojik şiddet gördüğünde cehennemi yaşarsın.
El değmemiş köylerde, bir akşamüstü batan güneşte, adım atılmamış ormanlarda, uçsuz bucaksız denizlerde cenneti görürsün.
Yanardağdan çıkan lavlarda, yeri fütursuzca sallayan depremde, her şeyi önüne katan sellerde, her yeri darmadağın eden fırtınada, elektriği ile can alan yıldırımda cehennemi görürsün.
Şimdi bu kadar zorluk, ümitsizlik içinde bizim hayatımız savrulup gidecek diye mi düşünelim? Tabiki hayır!
Biz bu kadar zorluğa ısrarla göğüs gereceğiz. Değil mi ki bu dünya gelip geçici. Ona göre davranacağız. Gerekirse pembe gözlüklerimizi takacağız ve görmek istediğimiz güzellikleri göreceğiz. Kötülüklerden kendimizi koruyacak ve gardımızı alacak kadar haberdar olacağız. Elimizden geleni yapıp, gelmeyen şeyler için Allah’a tam tevekkül ile sığınacağız. Namaz, sabır ve duayla O’na yöneleceğiz.
İnşirah isteyeceğiz, iyilik isteyeceğiz, dünyada cenneti isteyeceğiz.
Ve eğer hala dünya rahatına ulaşamıyorsak, karşılığının cennette olacağını bileceğiz.
Nouma’n Ali Khan “Bakara Suresi Sohbetleri” kitabında diyor ki “Hesap hala sizin, banka Allah’ın bankası.”
Maddi manevi yatırımımızı yapalım.
Allah’ın bankasında zarar etmeyeceğiz.