YOL BENİM
Adımlarım Titrese de Yol Benim
Korkuyorsun, değil mi? Ya yine başaramazsam, ya yine yarı yolda kalırsam, ya yine canım yanarsa diye adımlarını geri geri atıyorsun. Sanki hayat sende durmuş da herkes akıp gidiyormuş gibi hissediyorsun. Ama sana bir sır vereyim mi? Korkmak, yaşamın en insani parçası. Asıl mesele, korkuya rağmen yola çıkabilmekte.
Her şeyin mükemmel olmasını beklemekten vazgeç artık. Doğru zamanı, kusursuz şartları, seni motive edecek bir mucizeyi beklerken ömrün geçip gidiyor. Hayat, sen hazır olana kadar beklemez güzel arkadaşım. Sen adım attıkça yol kendini açar. Dizlerin titriyorsa titresin, ayakların geri geri gidiyorsa gitsin… Ama o adımı at.
Bugüne kadar yaşadığın her hüsran, aldığın her yara sana “yapamazsın” demek için değil, “bu sefer başka türlü dene” demek içindi. Geç kaldığını düşünüyorsun belki de. “Bu yaştan sonra, bu kadar yıkımdan sonra nasıl baştan başlarım?” diyorsun. Oysa hayatın başladığı yer, senin “yeter artık” dediğin o milat noktasıdır. Geç kalmadın; sadece kendi zaman diliminde yürüyorsun.
Düşmekten korkma. En dibi gördün zaten, daha ne kadar düşebilirsin ki? Şimdi orası senin sıçrama tahtan. Hayatın sana sunduğu senaryoyu oynamak zorunda değilsin. Kalem senin elinde, kendi hikâyeni yeniden yazabilirsin.
Rüzgar ne kadar sert eserse essin, bastığın yer ne kadar kaygan olursa olsun hatırla: Yol senin, hayat senin. Bir başkasının onayına, bir başkasının elini tutmasına ihtiyacın yok.
Titreyen dizlerinle, gözündeki yaşla ama dimdik bir duruşla yürü o yolda. Çünkü o yolun sonunda, kendi ellerinle inşa ettiğin o özgür ve güçlü “sen” bekliyorsun.