YANLIŞ NUMARA
Sabahın sekizinde telefonum çaldığında, hayatta başıma gelebilecek en kötü şeyin elektrik faturasını görmek olduğunu sanıyordum. Yanılmışım. Daha kötüsü, tanımadığım bir teyzenin beni arayıp “Oğlum, tavukları saldın mı?” diye sormasıymış.
Uykulu uykulu ekrana baktım. Bilinmeyen numara.
“Alo?”
Karşıdan gayet ciddi bir ses geldi.
“Hasan, tavukları saldın mı?”
Benim adım Hasan değildi. Hayatımda tavuk da salmamıştım. En fazla çocukken okuldan kaçmışlığım vardı, o da yarım saat içinde yakalanmıştım.
“Teyzeciğim yanlış aradınız galiba,” dedim.
Kadın bir an sustu.
“Hasan, yine mi şaka yapıyorsun? Ben annenim.”
İşte burada işler karıştı. Çünkü insan hayatta birçok şeyi inkâr edebilir ama karşısındaki kişi “Ben annenim” dediğinde ister istemez bir saygı duruşuna geçiyor.
“Teyze, gerçekten Hasan değilim.”
“Sesin de değişmiş. Hasta mısın sen?”
“Hayır, ben Sedat.”
“Sedat kim?”
“Ben.”
“Hasan nerede?”
“Onu ben de bilmiyorum.”
Kadın derin bir nefes aldı. O nefeste hem annelik vardı hem şüphe hem de sabah sabah tavuğu salınmamış bir köy evinin gerilimi.
“Bak oğlum,” dedi, “Baban kahvaltıda yumurta bekliyor. Tavukları salmazsan yumurta olmaz. Yumurta olmazsa baban konuşmaz. Baban konuşmazsa evde huzur olur ama bu sefer de ben sinirlenirim.”
Bu mantık zinciri karşısında ne diyeceğimi bilemedim. Bir yandan telefonu kapatmam gerekiyordu, bir yandan da kadının aile düzenine istemeden dâhil olmuştum. İçimdeki medeni insan konuştu:
“Teyzeciğim, isterseniz Hasan’ı tekrar arayın.”
“Zaten aradım ya.”
“Bu numara Hasan’ın değil.”
“Nasıl değil? Dün kendi eliyle yazdı.”
“Belki yanlış yazmıştır.”
Kadın birden hiddetlendi.
“O zaten hiçbir şeyi doğru yazamaz! Geçen sene de bakkalın veresiye defterine adını ‘Hsan’ diye yazmıştı. Adam üç ay ‘Hsan kim?’ diye kapı kapı gezdi.”
İlk defa güldüm. Gülmemem gerekiyordu ama “Hsan” beni hazırlıksız yakalamıştı.
“Teyze,” dedim, “ben size yardımcı olmak isterim ama tavuklarınızın yerini bilmiyorum.”
“Bilmiyorsan öğren evladım. Gençsiniz, internetten her şeyi buluyorsunuz.”
Kadın telefonu kapattı.
Ben yatağın kenarında öylece kaldım. Beş dakika sonra tekrar aradı.
“Sedat mısın sen?”
“Evet.”
“Hasan’ın numarasını buldun mu?”
“Teyze, ben Hasan’ı tanımıyorum.”
“Sen de mi tanımıyorsun? Biz de bazen tanıyamıyoruz zaten.”
Bu cümleyle birlikte kahvaltı yapmadan bir ailenin iç yüzüne vâkıf olmuştum. Teyze adının Mürüvvet olduğunu söyledi. Hasan’ın da otuz dört yaşında, evli, iki çocuk babası ama hâlâ annesinin tavuklarını salmayı unutan biri olduğunu öğrendim. Bana göre Hasan, Türk aile yapısının yarım kalan ödevi gibiydi.
Günün devamında Mürüvvet Teyze beni üç kez daha aradı. İlkinde “Baban peynir istemiyor, zeytin getir” dedi. İkincisinde “Komşunun horozu bizim bahçeye geçti, diplomatik kriz çıkacak” diye haber verdi. Üçüncüsünde ise “Hasan geldi, meğer telefonunu küçük oğlan oyun oynarken değiştirmiş” dedi.
Tam rahatlamıştım ki arka plandan bir erkek sesi duyuldu.
“Anne, kiminle konuşuyorsun?”
Mürüvvet Teyze gayet sakin cevap verdi:
“Sedat’la. Senin yerine sabah beri o ilgileniyor.”
Hasan, “Hangi Sedat?” diye sordu.
Ben de aynı şeyi merak ediyordum aslında.
Teyze bana döndü:
“Oğlum, kusura bakma. Seni de uğraştırdık.”
“Önemli değil,” dedim. “Tavuklar salındı mı bari?”
“Salındı. Ama ikisi komşuya kaçtı.”
“Geçmiş olsun.”
“Yok, iyi oldu. Komşu geçen hafta bizim leğeni almıştı. Şimdi tavuklarla takas ederiz.”
Telefon kapandı. Ben birkaç dakika ekrana baktım. Sonra kalkıp çay koydum. O gün bütün işlerim aksadı ama garip şekilde moralim düzelmişti. Çünkü insan bazen yanlış numarayla bile doğru yere düşebiliyordu.
Akşamüstü telefonuma bir mesaj geldi:
“Evladım, yarın sabah müsaitsen ördekleri de konuşacağız. —Mürüvvet”
Mesaja uzun uzun baktım. Sonra cevap yazdım:
“Teyzeciğim, ördekler konusunda uzman değilim ama dinlerim.”
Beş saniye sonra yanıt geldi:
“Uzman olman şart değil oğlum. Hasan’dan iyisin ya, yeter.”
Çok hoş bir yazı olmuş. Gerçekten de insan bazen yanlış numarayla bile doğru yere düşebiliyor. Satırlar boyunca insana tebessüm ettiren, kalbe dokunan bir yazı olmuş.
Kıymetli yorumunuz için teşekkür ederim 🤍