GÜRÜLTÜDEN KENDİME
Ruhumun sessizliğini seviyorum; kimseye dokunmayan, kimseden de bir şey beklemeyen o tenha kıyıyı. Orada her şey olması gerektiği gibi. Ne eksik ne fazla. Dalgalar bile usulca vuruyor içime, kimseyi ürkütmeden, kimseye kendini ispat etmeye çalışmadan.
Kalabalık içinde kaybolmayı öğrendiğim günlerde keşfettim o kıyıyı. İnsan bazen seslerin ortasında yoruluyor. Herkesin bir şey söylediği ama kimsenin gerçekten duymadığı o anlarda… İçime çekildim. Ve orada, sessizliğin tam ortasında kendime rastladım. Meğer yalnızlık sandığım şey, kendimle baş başa kalma cesaretiymiş. Kimseden bir şey beklemeden de var olabilmek… Sevilmek için değil sadece olduğum gibi kalabilmek…
Şimdi ne zaman içim daralsa o kıyıya gidiyorum. Gürültüyü dışarıda bırakıp, kendime biraz daha yaklaşmak için. Çünkü biliyorum; insan bazen hiç kimseye ihtiyaç duymadığı yerde tamamlanıyor. Garip bir huzur var orada.. Kimsenin bilmediği,kimsenin sormadığı bir huzur. Anlatmaya kalksam eksik kalır, kelimelere döksem anlamını yitirir gibi, O yüzden anlatmıyorum artık. Bazı şeyler içte kalınca daha gerçek oluyor. Zamanla fark ettim; o kıyıya sığınmak kaçış değilmiş.Aksine,kendime doğru atılmış adımlardan en doğrusuymuş. İnsan uzaklaştığını sanırken aslında kendine doğru yaklaşıyormuş. Belki de bu yüzden artık yalnızlıktan korkmuyorum. Çünkü biliyorum, o sessizliğin içinde kaybolmuyorum… Her seferinde kendimi biraz daha buluyorum.
En çok bunu öğrendim: insan kendine iyi geldiği yerde durmayı bilmeli. Kalabalıkların alkışına değil, içinin dinginliğine kulak vermeli. Dışarıdan gelen herkes bir gün susar… Ama insanın içinde kendi kurduğu o kıyı, orada kalır. Artık biliyorum; kaçtığım şey yalnızlık değilmiş, kendime yabancı kalmakmış. İnsan, kendine yabancı kaldığı yerde ne kadar kalabalıkta olursa olsun kendini eksik hissedermiş. Oysa şimdi eksik değilim. sessizim belki… Ama tamamım.