16 Temmuz 2026

ÖYLE İŞTE

ile Emrah

Çok bağırdım, bir kuş duydu sesimi;

Göğün rengi altına girdi süzülüp önce.

Sonra beni görünce omzumun üstüne kondu,

Kanadıyla dokundu verirken nefesimi.

 

Son tren kalkmış gibi hüznüm al giymişti,

Elim, ayağım halimden irkilmişti.

Anımsadığım kısık bir maktaydı;

Beni bir kuş anlamaktaydı…

 

Sisli bir dönence altında ikindi misafiriydim,

Elimde alkışlarla çok eskiydim, çok.

Yıldızlarla Samanyolu’nu yürürken heveslerin,

O zamanlar çok diriydim, çok;

Şimdi çürüdü nefeslerim, haykırışım, seslerim.

 

Tanımayan yoktu beni;

Ağaçlar, yapraklar, sular…

Gözümü süslerken uykular yeniydim daha.

Atlıyordum ırmağa; sert çağlardı, akardı.

Bakardı kaldırımlar tozuyla, geçmişiyle;

Banklar vazgeçmişiyle derdimi uğurlardı.

 

Şimdi sessiz kaldım bir günün akşamı.

Çok bağırdım, bir kuş duydu sesimi;

Alıp götürmek istiyormuş sessizliğimi,

Ben ona da yük olamadım…

Yürüdüm yol boyunca,

Elimde bir oyuncak; çocukluğumdan kalan.

Parkın en sisli köşesinde yaşlarımı saydım.

Ah, bir çekip alsaydım şu karanlığı geceden!

Düşündüm sonra; bu sefer mum eksilirdi,

Sönmeye az kalan ışığı tamamen kesilirdi.

 

Buradayım salıncak,

Yanında bir yerlerde arıyorum.

Sorma ne aradığımı; belki çocukluğumu,

Belki ondan kalan bir resim…

Çerçevesi beni, hatırası seni yaksın;

Birimizden biri kalsın…