28 Ekim 2026

KENDİNDEN EKSİLMEK

ile Sibel Oğuz Aktemur

İnsan her şeyden bir anda vazgeçmiyor. Bazen defalarca kırılıyor, defalarca susuyor ve her defasında biraz daha uzaklaşıyor hayattan. Bir gün geliyor, eskiden canını yakan şeylere bile tepki veremediğini fark ediyor. İşte o zaman anlıyor ki insanın içinde de sessizce tükenen bir şeyler var.

Eskiden olsa anlatırdı mesela. Kimin ne yaptığını, hangi sözün kalbine dokunduğunu, hangi davranışın gecelerce aklından çıkmadığını tek tek söylerdi. Şimdi hiçbirini yapmıyor. Çünkü bazı insanlara derdini anlatmanın, kendini bir kez daha yormaktan başka bir işe yaramadığını öğreniyor.

Garip değil mi? Bir zamanlar kaybetmekten korktuğun insanlardan, gün geliyor uzaklaşmak için kendinde güç buluyorsun. Bir zamanlar uğruna kendinden vazgeçtiğin şeyleri, artık kendini kaybetmemek için geride bırakıyorsun.

Sonra değiştiğini söylüyorlar sana. Daha sessiz, daha mesafeli, daha soğuk olduğunu düşünüyorlar. Oysa kimse sormuyor, seni bu kadar susturan neydi? Hangi hayal kırıklığı öğretti sana herkese aynı kapıyı açmamayı? Kaç kez iyi niyetinle yanıldın da artık kalbini herkese emanet etmemeyi öğrendin?

İnsan bazen kötüleştiği için değil, aynı yerden defalarca incinmekten yorulduğu için değişiyor. Herkese yetişemeyeceğini, herkesi mutlu edemeyeceğini ve ne yaparsa yapsın bazı insanların gözünde eksik kalacağını anlıyor.

Ve bir süre sonra kendine dönüyor. Kimsenin anlamasını beklemeden kendi yaralarını sarmayı, kimsenin kalmasını dilemeden yoluna devam etmeyi öğreniyor. Bu, hiç acımadığı anlamına gelmiyor. Sadece artık her acısını herkese göstermiyor.

Çünkü insan bazen birilerini kaybettiği için değil, onları kaybetmemek uğruna kendinden çok şey eksilttiğini fark ettiği için vazgeçiyor.