LÂL
Lâl. Gecelerin suskun çiçeği.
Bir yağmur altında titrer eski ev.
Kırılmış bir dalda uyur gece kuşu,
Adını söylemek bile bana güç verir.
Lâl. Gecelerin suskun çiçeği.
Ay doğar sessizce dağların ardında,
Karanlık gölgeler uzanır yollara.
Bir ürperti dolaşır boş sokaklarda,
Rüzgâr eski bir şarkı taşır uzaklara.
Ay doğar sessizce dağların ardında.
Kapat pencereleri, gece çok derin,
Seni görürsem yine susamam.
Bir bakışın yeter değişmeye kaderimin,
Ben senden kaçarken kendimden kaçamam.
Kapat pencereleri, gece çok derin.
Kavak ağaçları eğilir rüzgâra,
Gölgesi düşer ıssız avluma.
Bir eski mendil kalmış hatıralara,
Dokunsam dağılıyor avuçlarımda.
Kavak ağaçları eğilir rüzgâra.
Menekşeler açar taşların yanında,
Hiç kimse görmeden büyürler sessizce.
Ben de sakladım seni yıllarca içimde,
Bir sır gibi yaşadın kalbimin içinde.
Menekşeler açar taşların yanında.
Ellerin, ellerin, uzak bir kıyı,
Dokunmadan bile üşütür insanı.
Sanki deniz taşır gözlerinin mavisini,
Sanki bir ömürdür beklerim seni.
Ellerin, ellerin, uzak bir kıyı.
Gece yarısını çoktan geçti zaman,
Saatler yoruldu duvar başında.
Bir mum titriyor rüzgârdan,
Ben yine seni görüyorum rüyamda.
Gece yarısını çoktan geçti zaman.
Akşam üstü döner göçmen kuşları,
Kanatlarında taşırlar uzak şehirleri.
Kimi güneşe benzer, kimi yağmura,
Ben onların içinde ararım gözlerini.
Akşam üstü döner göçmen kuşları.
Belki seni bulurum eski istasyonda,
Bir tren geçerken sessizce yanımdan.
Bir mendil sallanır uzak bir vagonda,
Sen gidiyorsun sanırım yine hayatımdan.
Belki seni bulurum eski istasyonda.
Kırgın bakma bana, susma öylece,
Sana anlatacak çok şey biriktirdim.
Bir sevdayı sakladım yıllarca gecede,
Kendimden kaçarken sana yenildim.
Kırgın bakma bana, susma öylece.
İnan bana, bu kalp kolay sevmedi,
Her geleni kendine yurt bellemedi.
Bir mavi yalnızlık çöktü üzerime,
Senden sonra hiçbir sabah eskisi gibi değildi.
İnan bana, bu kalp kolay sevmedi.
Yağmur diner, toprak kokusu kalır,
Güneş doğar, gölgeler uzar.
Bazı insanlar gider ama izi kalır,
Bazı yaralar kapanır, bazıları kanar.
Yağmur diner, toprak kokusu kalır.
Bir beyaz mendil, bir eski mektup,
Masamın üzerinde yıllardır duruyor.
Kâğıtta solmuş bir gül, yanında bir umut,
Rüzgâr dokundukça geçmiş konuşuyor.
Bir beyaz mendil, bir eski mektup.
Lâl. Gecelerin suskun çiçeği.
Şimdi uzaklarda uyuyor şehir.
Ben seni sevmenin sessizliğindeyim,
Bir ömür geçse de kalbim seni bilir.
Lâl. Gecelerin suskun çiçeği.