O YÜK SANA AİT DEĞİL
Şu an göğsünün ortasına oturan, gece fısıltılar kesildiğinde mutfakta çınlayan o yalnızlık var ya hani sanki bu dünyada yapayalnız kalmışsın da kimse sesini duymuyormuş gibi hissettiren o ağır duygu. Biliyorum o hissi. Ama sana çok samimi bir şey söyleyeceğim; O yalnızlık gerçekten senin mi sanıyorsun?
Değil güzel arkadaşım, vallahi değil. Sen o soğukluğu gidip kendi ellerinle satın almadın. Onu sana başkaları giydirdi.
Bir düşünsene, Sen doğuştan böyle gardını almış, kapılarını kilit hislerle kapatmış biri değildin ki.
Sen de coşkuluydun, Biri sana elini uzattığında hiç düşünmeden gülümserdin, bir masaya oturduğunda içindeki neşeyi ortaya saçardın.
Ne zaman değişti peki bu?
Ne zaman böyle kendi kabuğuna çekilip “ben zaten yalnızlığı seviyorum” yalanına sığındın?
Söyleyeyim sana; Ne zaman ki birilerine hesapsızca güvendin, ne zaman ki birilerinin yarasını sarayım derken kendi açık yaralarını unuttun. İşte tam o zaman başladı. Onlar geldi, senin o kocaman, hevesli dünyanda ağırlıklarını bıraktılar. Senin heyecanını küçümsediler, seni dinliyormuş gibi yapıp aslında sadece kendi dertlerini anlattılar. Sonra da işleri bitince, ya da sana ağır geldiklerinde, tek bir mahcup cümle bile kurmadan çekip gittiler.
Peki arkalarında ne kaldı?
Kocaman bir enkaz.Ve sen, o insanların sana yaşattığı kırgınlıkların, yarım bırakılmışlıkların faturasını tuttun kendi ruhuna kestin. Başkalarının sende açtığı o boşluğu aldın, “Bu benim kaderim, ben zaten tek başımayım” dedin. İkinci el bir yalnızlığı, sanki kendi öz malınmış gibi sırtında taşıyorsun yıllardır. Başkalarından arta kalan bir soğuklukla ısınmaya çalışıyorsun.
Yorulmadın mı Allah aşkına? Birilerinin sende bıraktığı çöpü, kendi evinin en güzel köşesinde ağırlamaktan yorulmadın mı?
Sen sırf birileri seni sevmeyi beceremedi diye, sırf birileri senin o güzel kalbinin kıymetini bilecek kadar derinleşemedi diye eksik veya yalnız değilsin. Sen sadece yanlış insanların hikâyesinde fazla figüranlık yaptın, hepsi bu.
Şimdi o omuzlarındaki hayali yükü bir silk bakalım. Başkalarının bıraktığı o ıssızlığı sahibine iade et. Üzerindeki o emanet soğukluğu çıkar at.
Biz seninle bu masada oturuyorsak, çayımız henüz buz gibi olmadıysa ve sen hâlâ bir şeyleri düzeltmek için bir yol arıyorsan, yalnız değilsin. Şimdi bırak o gidenlerin tozunu dumanını. Başkalarının yarım bıraktığı yerlerden utanmayı kes de, kendi tamlığına bir bak.