2 Eylül 2026

KENDİME GEÇ KALDIM

ile Sibel Oğuz Aktemur

 

İnsan bazen kendini kaybetmez; kendine dönmeyi erteler.’

Ben de uzun zaman böyle yaptım.

Her şeye yetiştim.

Birinin sesi titrediğinde duydum, birinin yüzü düştüğünde sordum, birinin canı yandığında kendi canımı unutup onun yarasına eğildim. 

İnsanları anlamayı iyi ögrendim, ama kendimi anlamayı bir türlü ögrenemedim.

Belki de en büyük yanılgım buydu.

İyi insan olmanın, kendinden vazgeçmek olduğunu sandım bir zamanlar. 

Herkesi affetmenin büyüklük, susmanın olgunluk, dayanmanın ise güç olduğunu düşündüm.

Kimse bana dayanmanın da insanı yorabileceğini söylemedi.

Sürekli güçlü kalan insanların da geceleri başını yastığa koyduğunda içinden sessizce dağıldığını anlatmadı.

Ben bunu sonradan ögrendim, hem de kendimden.

Bir sabah uyandım;

Her zamanki sabahlardan biriydi.

Ev aynı ev, eşya aynı eşya, duvarlar aynı, pencereden giren ışık bile tanıdıktı.

Ama ben değildim.

Bunu ilk kez o sabah fark ettim.

Aynaya baktım, yüzümde yıllardır tanıdığım bir kadın vardı.

Ama gözlerinde ilk kez yabancı bir şey gördüm.

Yorgunluk değildi yalnızca.

Bir soru vardı. 

’ Sanki gözlerim bana’

Peki ya sen? Diye soruyordu.

Cevap veremedim.

Çünkü yıllardır herkesin ‘Nasılsın’ sorusuna cevap vermiştim de kendime hiç sormamıştım.

İyiydim.

Öyle demiştim.

İyi olmak zorundaydım.

Çünkü birilerinin bana ihtiyacı vardı, birilerinin benden beklentisi vardı, birilerinin yükünü hafifletmem gerekiyordu.

Ama o sabah ilk kez şunu düşündüm;

Benim yükümü kim hafifletecek?

İşte insanın kendine dönüşü bazen böyle başlıyor.

Büyük kararlarla değil.

Bir sabah aynada kendine uzun uzun bakarak.

Bir şeyi artık eskisi gibi taşıyamadığını kabul ederek.

Sonra geçmişimi düşündüm.

Nerede başlamıştı bu?

Çocukluk dönemimde mi?

Yoksa gençlik dönemimde mi?

Düşündüm sonra;

Hangi cümlede sustum?

Hangi insanda kendimden biraz vazgeçtim?

Hangi gün, ‘Ben böyle iyiyim’ diyerek aslında iyi olmadığımı kendime sakladım?

Bilmiyordum.

Belki insan kendinden bir günde uzaklaşmıyor.

Biraz susarak, biraz katlanarak, biraz affederek, birazda anlayış göstererek.

Sonra bir bakıyor ki yıllardır içinde yaşayan kendisine uğramamış.

Ben kendime geç kaldım!

Ama artık biliyorum;

Geç kalmak, hiç varamayacağın anlamına gelmiyor.

Bazı yollar insanı bir yere götürmek için değil, kendine getirmek için uzuyor.

Benim yolum da uzundu.

Çok sustum, çok bekledim, çok sabrettim, çok affettim, hatta çoğu kez kendimi ikinci sıraya koydum. Ama bütün bunların sonunda ögrendiğim bir şey oldu;

İnsan kendini seçtiğinde bencilleşmiyor.

İlk kez kendi hayatının içinde gerçekten var oluyor.

Ben o gün kendimi seçmedim belki, ama kendime dönmeye karar verdim.

Aramızdaki fark buydu.

Çünkü insanın hayatını değiştiren şey bazen verdiği kararlar değil, o kararı vermeye artık mecbur hissetmemesidir.

Ve ben artık mecbur değildim, herkesi anlamaya, herkese yetişmeye, canım yanarken iyiymiş gibi görünmeye.

İlk kez kendime de yer açtım.

Ve galiba hikayem tam olarak orada başladı.

Bazı hikayeler insanın çünkü başına gelenlerle başlamaz.

İnsanın kendine ilk kez dürüst olmasıyla başlar.