5 Ağustos 2026

ANNE OLMAK

ile Sibel Oğuz Aktemur

Anne Olmak, Sahip Olmak Değildir.

Bir çocuğu dünyaya getirmek, onun bütün hayatının sahibi olmak demek değildir. Hele ki bir erkek evladı büyütmek, onu ömrünün sonuna kadar annesine borçlu hissettirmek hiç değildir. Ne yazık ki bazen sevgi ile bağımlılık birbirine karıştırılıyor.

“Ben senin annenim” cümlesi, zamanla görünmez bir zincire dönüşüyor. O zincir öyle ustaca örülüyor ki çocuk, otuz yaşına da gelse kırk yaşına da gelse her kararında önce annesinin onayını arıyor. Kendi vicdanından önce onun sesini dinliyor. Çünkü yıllarca ona sevginin şartlı olduğu öğretildi.

“Ben senin için neler yaptım.”

“Ben ne zorluklar yaşadım.”

“Beni üzersen hakkımı helal etmem.”

İşte duygusal bağlılık böyle başlıyor. Sevgi adı altında yapılan bu cümleler, zamanla evladın omuzlarına ağır bir yük bırakıyor.

O artık annesini mutlu etmek için yaşıyor. Kendi hayatını kurmak istediğinde suçlu hissediyor. Eşini sevdiğinde eksilmiş gibi hissediyor. Karar aldığında sorgulanıyor. Yanlış yaptığında öğrenmesine fırsat verilmeden yargılanıyor.

Oysa annelik; kontrol etmek değil, güvenmektir.

Her adımını denetlemek değil, gerektiğinde geride durabilmektir.

Evlatlarımız bizim eserimiz olabilir ama mülkümüz değildir.

Onların da hayalleri, doğruları, yanlışları, seçimleri vardır. Her seçim bizim istediğimiz gibi olmayabilir. Her kararını doğru bulmak zorunda değiliz; ama ona karar verme hakkını tanımak zorundayız. Sürekli yönlendirilen bir insan büyümez, sadece bağımlı hâle gelir.

Bazı anneler oğullarını, kızlarını kaybetmekten değil, üzerlerindeki etkilerini kaybetmekten korkuyor. Oysa gerçek sevgi, insanı kendine bağlayan değil; kanatlandırandır. Sevgi, “Bensiz yapamaz.” dedirtmek değil, “Ben olmasam da ayakta durabilir.” diyebilmektir.

Bir anne için en büyük başarı; kendisine muhtaç kalan bir evlat değil, kendisine duyduğu sevgiyi özgürlüğüyle birlikte taşıyan bir evlat yetiştirmektir.

Çünkü annelik, bir ömür ipleri elde tutmak değil; zamanı geldiğinde o ipleri sevgiyle bırakabilmektir.

Evlatlarımız bizim kuklamız değildir. Sırf bizim çocuklarımız diye her sözümüzü doğru kabul etmek, her isteğimizi yerine getirmek, her kararımızı onaylamak zorunda değiller. Onların bize olan sevgisi, itaatleriyle değil; gönüllerinden gelen muhabbetle ölçülmelidir. Bir gün çocuklarımız bizi korkudan değil, sevgiden arasın. Mecbur oldukları için değil, özledikleri için kapımızı çalsın. Çünkü gerçek annelik, evladını kendine bağlamak değil; ona özgürce sevebilmeyi öğretebilmektir.